En İyi Şekilde “Can” ve “Be Able To” Kullanma Rehberi

“Can” ve “be able to” arasında 3 ana fark vardır.

  1. Azda olsa farklı bir anlam taşırlar.
  2. Biri daha çok resmi İngilizce dahilinde kullanılır.
  3. Biri gramer açısından daha esnektir.

Bu yazı, bu iki yardımcı fiil arasındaki farklılıkların her birini gözden geçirerek, size İngilizce konuşma durumunda hangilerini kullanacağınızı açıklayacaktır.

Anlamdaki Farklılıklar

1. “Be Able To” Daha Spesifiktir

“Be able to” ve “can” arasındaki en temel fark, “be able to” yardımcı fiilinin daha spesifik olmasıdır. “Can” birçok farklı işleve hizmet eder.

  1. Kabiliyet: “I can speak English.” (“İngilizce konuşabilirim.”)
  2. Olasılık: “It can get hot in this room.” (“Bu oda sıcak olabilir.”)
  3. İzin: “You can leave now.” (“Şimdi gidebilirsin.”)
  4. İstek: “Can you come here please?” (“Buraya gelebilir misin lutfen?”)

Örneğin, “Can you come to my party tomorrow?” cümlesi hem “Are you able to come?” anlamına da gelebilir hemde “Is it possible for you to come?” anlamı taşıyabilir.

Öte yandan, “be able to” yalnızca bir işleve sahiptir. Birinin bir şeyi yapma yeteneğine sahip olup olmadığını açıklar.

2. “Be Able To” Sadece Yetenekleri İfade Eden Konular İçin Kullanılabilir

İngilizce öğrenen kişiler bazen “Tickets are able to be purchased online” veya “This product is able to be used in a microwave” gibi cümleler yazarlar ancak, “can” bu durumlar için daha uygundur.

  • Tickets can be purchased online.
    Biletler internetten satın alınabilir.
  • This product can be used in a microwave.
    Bu ürün mikrodalgada kullanılabilir.

Eğer, “tickets are able to be purchased online” derseniz, bu cümle kulağa biletlerin bir kabiliyeti varmış gibi gelir. Bu nedenle “be able to” kullanacağınız zaman, onu “have the ability” (“…yeteneği var”) ile değiştirmeyi deneyin ve anlamlı bir ifade olup olmayacağına bir bakın. 

Alıştırma olarak, aşağıdaki cümlelerin neden “be able to” yerine “can” kullanıldığını düşünmeye çalışın.

  • Heart disease can be caused by many factors.
  • Birds can be found on almost every continent.

(İpucu: Kalp hastalığının kendi kendine neden olma “yeteneği” var mı? Kuşların “bulunma” “yeteneği” var mı?)

Resmiyetteki Farklılıklar

1. “Can” Günlük Konuşmalarda Daha Yaygındır

Hem “be able to” hemde “can” gayri resmi konuşmalarda kullanılırlar ve çoğu zaman birbirlerinin yerine kullanılabilirler. Örneğin, bir arkadaşınız sizi bir partiye davet ettiyse, bu ifadelerden birii yerine diğerini söylerseniz fark etmezler:

  • I don’t know if I can come to your party.
    Partinize gelebilir miyim bilmiyorum.
  • I don’t know if I’ll be able to come to your party.
    Partinize gelebilir miyim bilmiyorum.

Aşağıdaki örneklerdeki “can” yardımcı filleride “be able to” ile değiştirilebilir.

  • My son started swimming classes last month and he can swim now!
    Oğlum geçen ay yüzme derslerine başladı ve artık yüzebiliyor!
  • Did you know that cockroaches can live almost anywhere?
    Hamamböceklerinin neredeyse her yerde yaşayabileceğini biliyor muydunuz?

İngilizce konuşanlar genellikle sadece “can” kullanırlar çünkü genellikle bağlamdan konunun bir şeyler yapma yeteneğine sahip olduğu açıktır. Yani yeteneği vurgulamaya çalışmıyorsanız, muhtemelen “be able to” kullanmanıza gerek yoktur.

2. “Be Able To” Resmi İngilizcede Daha Yaygındır

Genellikle resmi İngilizcede ve özellikle yazılı olarak bir şey aktarılırken spesifik olmak daha iyidir. Bu nedenle “be able to” yardımcı fiilini bir kabiliyetten bahseden haber makalelerinde “can” yardımcı fiiline nazaran daha sık göreceksiniz.

Muhtemelen “be able to” kullanımını bilgisayardaki hata mesajlarında da sık olarak görmüşsünüzdür. Örneğin, çevrimiçi bir şey satın alıyorsanız ve bir sorunla karşılaşırsanız aşağıdaki gibi mesajlar görebilirsiniz:

  • We are unable to process your request at this time. Please try again later.
    Şu anda isteğinizi işleme koyamıyoruz. Lütfen daha sonra tekrar deneyiniz.
  • We are having difficulty processing your payment, so we are unable to proceed with your order.
    Ödemenizi işleme koymakta güçlük çekiyoruz, bu nedenle siparişinize devam edemiyoruz.

Daha spesifik olmanın yanı sıra, “be able to”, “can” e göre kulağa daha dolaylı ve resmi geliyor. Örneğin, muhtemelen şuna benzer bir şey söyleyen e-postalar da almışsınızdır:

  • Please do not reply to this email, as we are unable to respond from this address.
    Bu adresten yanıt veremediğimiz için lütfen bu e-postayı yanıtlamayın.

Bu gibi durumlarda, “unable to”, “cannot” fiiline göre kulağa daha kibar geliyor. Bu durum “able to” yardımcı fiilinin resmi mesajlarda daha sıklıkla tercih edilmesine sebep olan başka bir nedendir. 

Gramer Farklılıkları

Son olarak, “can” ve “be able to” arasındaki en büyük fark – resmi veya gayri resmi olarak yazmanıza bakmaksızın – “can” ifadesinin nasıl kullanılabileceğine dair daha fazla sınırlama olmasıdır. Bu nedenle İngilizce konuşanların bunun yerine genellikle “be able to” kelimesini kullanmayı tercih etmesidir.

1. “Can” ve “Be Able To” Geçmiş Zamanda Farklı Olabilir

Hem “could” hemde “was able to” insanların geçmişte sahip oldukları yeteneklerden bahsetmek için kullanılır. Örneğin, aşağıdaki iki cümle aynı anlama gelmektedir.

  • When your grandma was young, she could eat five hamburgers in one meal.
    Büyükannen gençken bir öğünde beş hamburger yiyebilirdi.
  • When your grandma was young, she was able to eat five hamburgers in one meal.
    Büyükannen gençken, bir öğünde beş hamburger yiyebiliyordu.

Negatif olarak, bunlar da aynıdır.

  • I couldn’t sleep last night.
    Dün gece uyuyamadım.
  • I wasn’t able to sleep last night.
    Dün gece uyuyamadım.

Ancak geçmişte belirli bir olayı içeren geçmiş yetenekler hakkında konuşmak istediğimizde işler zorlaşıyor. Örneğin, aşağıdaki cümleyi geçmiş zamana koymaya çalışın.

  • Sally can find a job in New York after graduating.
    Sally mezun olduktan sonra New York’ta iş bulabilir.

İngilizce öğrenen bir çok kişi “Sally could find a job … ” gibi bir tahmin yürütecek ama bu aslında iş bulabileceği anlamına gelmez. Burada, “could”, “can” in geçmiş zaman hali değil, aslında koşulsal halidir (“Sally could find a job if she tried”). Doğru cevaplar şunlardır:

  1. Sally could have found a job in New York after graduating.
    Sally mezun olduktan sonra New York’ta bir iş bulabilirdi.
  2. Sally was able to find a job in New York after graduating.
    Sally mezun olduktan sonra New York’ta bir iş bulabildi.

İlk cümle, onun New York’ta iş bulma olanağına sahip olduğunu, ancak bir nedenden dolayı olmadığı anlamına gelir (örneğin, belki onun yerine Chicago’da çalışmak istemiştir). İkinci cümle, yeteneği olduğu ve New York’ta başarılı bir iş bulduğu anlamına gelir.

Bu yüzden geçmiş yeteneklerden bahsederken hangisini seçtiğinize dikkat edin!

2. “Be Able To” Yardımcı Fiilini Gelecekteki Kabiliyetler İçin Kullanın

Gelecekte gelişebilecek yetenekler ve kabiliyetler hakkında konuşmak istiyorsanız, “be able to” kullanın.

  • My daughter will be able to walk in a few months.
    Kızım birkaç ay içinde yürüyebilecek.
  • If I take lessons on Engoo, I will be able to speak English confidently.
    Engoo‘da ders alırsam, İngilizceyi güvenle konuşabileceğim.

Sadece gelecek planlar hakkında konuşmak istiyorsanız, hem “can” hemden “be able to” yardımcı fiillerinin ikisini de kullanabilirsiniz.

  • I can come to your party tomorrow.
    Yarın partinize gelebilirim.
  • I’ll be able to come to your party tomorrow.
    Yarın partinize gelebileceğim.

3. Diğer Fiillerden Sonra “Be Able To” Kullanın

“Can” bir yardımcı fiil olduğu için, diğer fiillerden sonra kullanılamaz. Bu nedenle aşağıdaki cümlelerde “be able to” kullanılmaktadır.

  • Applicants must be able to speak fluent French.
    Başvuru sahipleri akıcı Fransızca konuşabilmelidir.
  • I want to be a nurse, because I want to be able to help people who are sick.
    Hemşire olmak istiyorum çünkü hasta insanlara yardım edebilmek istiyorum.

4. “Be Able To” Diğer Zamanlarla da Kullanılabilir

Yardımcı bir fiil olarak “can”, şimdiki (-ing) hale veya geniş hale sahip değildir. Bu yüzden bu zamanları kullanmanız gerektiğinde, “be able to” kullandığınızdan emin olun.

  • I wonder what it’s like not being able to swim.
    Yüzememenin nasıl bir şey olduğunu merak ediyorum.
  • She’s recovered her appetite and has been able to eat a lot more lately.
    İştahını geri kazandı ve son zamanlarda çok daha fazla yemek yiyebiliyor.

Sıra Sende

Bu makalede çok fazla bilgi vardı ama işte anlamanıza yardımcı olacak kısa bir özet.

  • “Can” çoğu zaman gündelik konuşmalarda kullanılır.
  • “Be able to” daha çok yeteneklere özeldir.
  • “Be able to” daha esnektir. Herhangi bir fiil ve zaman ile kullanılabilir!
  • “Was able to” geçmişte başarılı olmuş tek seferlik olaylar için kullanılır ve başarısız olanlar için “Could have + geçmiş ortaç” kullanılır.

Şimdi pratik yapma zamanı! Aşağıdaki cümlelerin hepsinde hata var. Hadi onları bulmaya çalışın.

  1. Your email is unable to be delivered.
  2. You don’t need to can read music to learn guitar.
  3. I have not can log into Facebook since last night.
  4. The Great Wall of China is unable to be seen from the moon.
  5. Applicants must can speak fluent French.

Cevapları öğrenmek için ücretsiz bir derse kaydolun! 7/24 hizmet veren binlerce eğitmenimiz ve çalışabileceğiniz birçok ücretsiz gramer materyalimiz var. Ayrıca gerçek sohbetler yaparken ve faydalı geri bildirimler alırken dilbilgisi pratiği yapabileceksiniz.