“How are you?” Sorusuna Anadili İngilizce Olan Biri Gibi Nasıl Cevap Verilir

“How are you?”

Bu soru, pek çok İngilizce konuşma sürecinin başlangıcıdır ve aynı zamanda bir çok İngilizce öğrenen için bir kafa karışıklığı kaynağıdır.

Bunu biliyoruz, çünkü öğrencilerimiz sınıfta öğrendikleri standart cevabın (“I’m fine, thank you. And you?”) aslında gerçek hayatta o kadar yaygın olmadığını fark ettikten sonra bize sık sık “‘How are you?’ sorusuna verilecek doğru cevap nedir?” diye sorarlar. 

İşin iyi yanı, bu soruya yanıt vermenin sadece tek bir yolu olmamasıdır. Kendinizi iyi hissetmiyorsanız, “I’m feeling under the weather” (“Keyifsiz hissediyorum”) diyebilirsiniz. Ve eğer harika gidiyorsanız, bunu söylemekten de kaçınmayın!

Ancak şu anki durumunuz hakkında gerçekten söyleyecek pek bir şeyiniz yoksa, insanların “How are you?” sorusuna yanıt vermek için kullanılan bazı popüler İngilizce kalıplar içeren bu makaleyi sizinle paylaşacağız. Böylece bir sonraki İngilizce diyaloğunuza doğru şekilde başlayabilmeniz için onları daha ilginç hale getirmenin bazı yollarını öğreneceksiniz.

1. Seçenek: “Hi. How are you?”

Şaşırtıcı bir şekilde, birçok insan “Hi. How are you?” soruna yine basitçe “Hi. How are you?” şeklinde cevap veriyor. Örneğin, aşağıdaki videoda, Amerikalı bir adam Los Angeles’taki 10 arkadaşıyla konuşmaya başlıyor ve çoğunun “Hi. How are you?” veya bunun bir varyasyonu ile konuşmaya başladığını görüyor.

Eğer bir arkadaşınızla konuşmuyorsanız, “How are you?” genellikle birini selamlamanın iyi bir yoludur. Bunu daha ayrıntılı bir şekilde “Hello” demek olarak düşünebilirsiniz.

2. Seçenek: “I’m Fine.”

İster inanın ister inanmayın, İngilizce kursları size “I’m fine” (“İyiyim”) şeklinde cevap vermeyi öğrettiklerinde doğru bir karar vermişlerdi.“I’m fine” gibi nötr yanıtlar, kuşkusuz “How are you?” sorusuna verilen en popüler yanıtlardan biridir. 

Bir dilbilim uzmanının açıkladığı gibi, “Kişi açık uçlu bir soru soruyor gibi görünse de, biz buna kapalı uçlu bir soru olarak bakarız, ki bu soruyla tüm beklenen cevap ‘iyi’dir. ”

Amerikalı bir antropolog, bir keresinde, ciddi hastalıkları olan hastanelerdeki insanların bile konuşmada iyi olduklarını söyleyeceklerini belirtti.

Yani “I’m fine” yanıtı, varsayılan bir yanıttır. Olumlu veya olumsuz yanıtların aksine (“I’m doing great!” veya “I’m not OK.”), bunun gibi tarafsız yanıtlar iki amaca hizmet eder:

  1. Dinleyiciyi size duygusal olarak yatırım yapma ihtiyacı hissetmekten kurtarırlar.
  2. Sizi hayatınız hakkında çok fazla açıklama yapmaktan kurtarırlar.

Aşağıda, insanların “I’m fine” yerine kullandığı bazı popüler İngilizce kalıplar yer almaktadır.

I’m good / well. 

Bazı insanlar, “How are you?” sorusuna yanıt vermenin doğru yolunun “I’m well” olduğunu söyler. Diğerleri ise “I’m good” cevabının dilbilgisi açısından daha doğru olduğu konusunda ısracıdır.

Gerçek şu ki, hem “I’m good” hem de “I’m well” cevapları iyi cevaplardır ve konuşmalarda yaygın olarak kullanılır. Chicago Manual of Style‘ın açıkladığı gibi, “‘I’m good’ şu anda popüler olan argo bir yanıttır ve ‘I’m well’ resmi bir yanıttır.”

  • I’m good, thanks.
  • I’m well. How are you?

I’m OK / alright.

Eğer düşersen, muhtemelen biri sana,“Are you OK?” veya “Are you alright?” diye soracaktır. Eğer incinmediysen, senin cevabın “I’m OK / alright” şeklinde olur. “OK” ve“alright” cevaplarının arkasındaki genel fikir budur.

İşte konuşmacılardan birinin “I’m alright, thank you.” dediği bir diyalog örneği:

I’m doing well / OK / alright / fine.

Ayrıca “I’m doing …” kalıbınıda herhangi bir zarfla birlikte nasıl oldugunuzu anlatmak için kullanabilirsiniz. En yaygın kullanılan zarflar  “well,” “OK,” “alright,” ve “fine” şeklindedir. 

Not (too) bad.

İyi olduğunu söylemenin başka bir yoluda “not bad” veya “not too bad” demektir. Bu kalıba genellikle şöyle bir yüz ifadesi eşlik eder:

“Not bad” yanıtına eşlik eden bir yüz ifadesi.

“Not too shabby”, “not bad” demenin daha da az resmi bir yoludur. Örneğin, “Not too shabby. What about you?”

Can’t complain.

“Not too bad” demenin bir başka yoluda “can’t complain” ifadesidir. Sonuçta, hayatınız çok kötü değilse, bundan gerçekten şikayet edemezsiniz! Örneğin:

  • Not too bad. Can’t complain. You?
  • Can’t complain. What’s going on with you?
  • Can’t complain. Could always be worse! How about you?

Pretty good.

“Pretty good”, “not too bad” demenin farklı bir yoludur. Fakat daha olumlu anlam katar.. 

  • Pretty good. What about you?
  • Pretty good, thanks.

Same old, same old.

Hayatınız çok değişmediyse, o hala eski (“same old”) hayatınızdır. Eğer “How are you?” diye sorulursa, şu şekilde cevap verebilirsiniz:

  • Same old, same old. You?
  • Oh you know, same old same old. Still busy with work and stuff.

3. Seçenek: Küçük Bir Detay Ekleyin

“How are you?” sorusuna yanıt verirken çok kayıtsız görünmek istemiyor, aynı zamanda konuşmayı olması gerekenden daha uzun yapmak istemiyorsanız, yukarıdaki nötr yanıtları biraz ayrıntıyla genişletin.

Just” ile küçük bir detay ekleyin

“Just” kelimesini kullanarak cevabınıza biraz daya ayrıntı ekleyebilirsiniz. Örneğin:

  • I’m good. Just had a big lunch and feeling a little sleepy.
  • I’m alright. Just kinda tired. What about you?
  • Not too bad. Just having a chill day.

Olumlu bir bükülme ile olumsuz bir ayrıntı ekleyin

Merriam-Websters‘ın dediği gibi, “How are you?” diye sorulduğunda, insanlar “kötü olan her şeyi küçümseme eğilimindedir.” Bu nedenle, biraz olumsuz bir şey paylaştıklarında, genellikle sonuna olumlu bir dönüş eklerler. Ne de olsa, İngilizce’de iyi haberlerden önce kötü haberleri paylaşmak yaygındır.

  • I’m alright. I’m not doing too well, but I’m hanging in there.
  • Not too bad. I’ve been down with a cold for a week, but I’m getting better!

Komik bir ayrıntı ekleyin.

İçinde bulunduğunuz durum komik olmanıza izin veriyorsa, “How are you?” sorusu hayatınız hakkında bir şaka yapmak için iyi bir fırsata dönüşebilir. Bu, konuşmayı hafif bir notla başlatmanıza da olanak sağlar!

  • Oh you know, same old same old. Still doing the same job and hating every minute of it.
  • Can’t complain. My laptop died just as I was about to submit a paper and then my bike was stolen, but hey, at least I didn’t get run over by a car! 

Şimdi Konuşmaya Başla!

Artık İngilizce konuşmaya nasıl başlayacağınızı öğrendiğinize göre, dışarı çıkın ve birileriyle konuşun!

Ve konuşma pratiğine ihtiyacınız varsa veya sadece yararlı dil öğrenme teknikleri arıyorsanız, eğitmenlerimizden birine ulaşmaktan çekinmeyin. İlk dersiniz ücretsiz!